Uzun zamandan bu yana gidip görmek istediğimiz Sinop Eski Tarihi Cezaevine dün gitme fırsatımız doğdu. Birkaç yıldır görüşemediğimiz arkadaşlarımızın da daveti ile hadi dedik.
Sabah erken saatte, hava durumunu da güvenerek yola çıktık. Alaçam – Yakakent ilçesine geldiğimizde yağmur damlamaya başladı. Eski adı Kanlıçay şimdiki adı Güzelçeçay olan virajların başlangıcına geldiğimizde yağmur arttı. Virajlara girip yukarı doğru çıktıkça bulgurcuk başladı, Hacıselli denen en üst virajlardan geçerken de kar başladı bir yandan da sis… İçimizde sıkıntı ve isteksizlik artmasına rağmen dönülecek noktayı geçtiğimizden devam ettik. Gerze ilçesine geldiğimizde soğuk ve yağış devam ediyordu. Yaykıl ve Kabalı denilen yerlerden geçerken hava yükseldi, yağış durdu, yol rahatladı. Sinop’a vardığımızda da sakin bir hava, ama kapalı ve soğukla karşılaştık. Şehrin girişinde ana cadde üzerinde bulunan yeni ve eski cezaevleri yan yana bulunuyor. Tarihi cezaevinin önünde bize yardımcı olan personelle arabamızı park edip, giriş biletimizi alıp (2 YTL) girdik.
Bu arada orada bir televizyon kanalında bu sıralarda yayınlanmakta olan ‘’Parmaklıklar Ardında’’ dizi çekimlerinin de yapıldığını biliyorduk. Hem zaman uygunluğundan bu yerleri hem de o dizide oynayan birkaç sanatçıyı görelim istedik.
TRT de yayınlanmış olan ‘Hayat Türküsü’ dizisinde ‘Hayat’ rolünde oynayan Devin Özgür Çınar, Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, çevirmen Serra Yılmaz, yılların sanatçısı Selda Alkor… Hakan Gürtop yönetmenliğinde, Feride Çiçekoğlu senaryosunda, birçok ünlü isimli sanatçının yanında ayrıca Sinop ve Samsun’da tiyatroculuk yapan 200′ü aşkın amatör oyuncunun da rol aldığını biliyor muydunuz?
Birçok fotoğraf çektik, hem mekan hem görünümler bakımından. Bir kısmını kendimize ayırdık. Çekimlerle ilgili olabilecek görüntüleri de…
Çektiklerimizin diğer kısımlarını ileriki yazılarımızda paylaşmak üzere şimdilik, orada çektiklerimizin bir kısmını paylaşalım.
Ama çekilen resimlerin dışında duvarlara bakarak, bazen de ürpererek, içimizden geçenleri ve hisleri ise kelimelere döküp paylaşabilmek zor. İnsan olarak üzülmekle beraber, bu gibi yerlerin suç ve suça meyli ne derece önleyebileceğini de düşünmeden edemedik.
Gerçek anlamda kader kurbanı olanlara acımadan ve sabırlar dilemekten kendimizi alamadık. Duvarların dili olsaydı, yıllar boyunca yaşanmış olan, kim bilir, bizlere ne acıları anlatırdı…
