♥♥♥♥ TÜM GÖNÜL DOSTLARIMIZIN, BLOG SAYFALARINDAN YEMEK VE GEZİ PAYLAŞIMININ VEFALI ARKADAŞLARIMIZIN, MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINI KUTLUYOR, SAĞLIK SIHHAT BİRLİK DİRLİK ESENLİK İÇİNDE DAHA NİCELERİNE SEVENLERİ VE SEVDİKLERİ İLE ULAŞMALARINI DİLİYORUZ... ♥♥♥♥

SEYYAH & SOFRAM...

14 Mayıs 2009 Perşembe

İzmit _ Kasr-ı Hümayun (Av köşkü) 3.üncü Bölüm

İzmit _ Kasr-ı Hümayun (Av köşkü)
3.üncü Bölüm



17 ağustos 1999 depreminde oldukça büyük zarar gören saray, önceki vali Erdal Ata tarafından başlatılan restorasyon çalışmaları ile bugünkü durumuna getirilmiş. Orada çalışan görevlilerle yaptığımız sohbetlerde gösterilen azmi, çabayı, gayreti, karşılaştıkları idari ve bürokratik sıkıntı ve zorlamaları, kişilerin bireysel direnç ve katkılarını daha yakından gördük, anladık ve üzüldük… Böylesine değerli bir yapı ve iç düzenlemesini yenileyerek ülkemize, halkımıza kazandıran emeği geçen her bir kişiye ayrı ayrı içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Unutulmamalı ki yapılan her bir güzellik bir şekilde öğrenilir, takdir görür ve unutulmaz.
Gene de unutulmamalı ki, bu ülke için yapılacak güzelliklere gösterilen direnç ve engellemelerde bir şekilde öğrenilir, yayılır, sine-i millette uygun görüldüğü şekilde layık olduğu değere yerleştirilir.


NOT: Daha önce büyük bir şevkle duyurduğumuz Samsun Ekolojik Pazar Mahkeme kararı ile kapatıldı….

12 Mayıs 2009 Salı

İzmit _ Kasr-ı Hümayun (Av köşkü) 2.inci Bölüm

İzmit _ Kasr-ı Hümayun (Av köşkü)
2.inci Bölüm



Neo-klasik üslupta, Avrupa Barok sitilinde, 2 katlı olup cephesi mermerdir. Binanın tavan süslemeleri Fransız ressam Sason’un eseridir. Süslemeler, Osmanlı arması, Abdülaziz’in arması, bayrak, mızrak, balta, kılıçtan oluşan gurup motifler, çiçek ve meyve bezemeleri bulunmaktadır. Bezemeler, Osmanlı – İslami karakterdedir. Sarayın namaz kılınmayan serbest bölgesini içine alan alt kat salon tavanında, geyik ve aslan motifleri bulunuyor.
Sarayın alt kat zemini mermer, üst kat ahşap parke döşemedir. Mimarı Balyan kardeşlerden Amira Karabel Balyan’dır. En büyük özeliği İstanbul dışında yapılan tek saray olmasıdır.

10 Mayıs 2009 Pazar

İzmit _ Kasr-ı Hümayun (Av köşkü) 1.Bölüm

İzmit _ Kasr-ı Hümayun (Av köşkü)
1.Bölüm



Kasr-ı Hümayun, İzmit’in merkezinde müştemilatı ile birlikte geniş bir alanda yer alıyor. İlk kez IV.murat döneminde ahşap temeller üzerinde (1623-1640) yaptırılan ve küçük saray olarak bir saray inşa edilmiştir. Ancak yangın ve depremden dolayı yıkıldığı anlaşılmaktadır. Günümüze ulaşan yapı,Sultan Abdülaziz döneminde (1861 – 1876) 19.uncu yüzyıla ait olan yapı Haydarpaşa- İzmit demir yolunun açılışı için sultan Abdülaziz´in İzmit´e gelmesi ve burada konaklama ihtimali dikkate alınarak yaptırılmıştır. 4. Ağustos 1871 yılında başlanan Anadolu hattının 3. Mayıs 1873 yılında İzmit’te gerçekleştirilen açılış törenine Padişahın yerine sadrazam Rüştü Paşanın katıldığı söylenmekte, dolayısıyla yapım tarihi kesin olarak bilinmekte, ekteki Bilgilerden yapının en geç 1873 yılında tamamlandığı tahmin edilmektedir.

8 Mayıs 2009 Cuma

Karacabey Pansiyon Harası ve Ulubat gölü

Karacabey Pansiyon Harası _ Ulubat gölü

Karacabey Pansiyon Harası


Bursa’ya doğru yol alırken ana yolun sağ tarafında çok geniş bir alan ve bu alan üzerinde yapılar gördük. Dikkatli bakınca bir çiftlik havası vardı. Gerçi burayı görmeden önce de bu sefer yolun sol tarafında kangal köpek yetiştirme çiftliğini görmüştük.
Meraklanıp durup bol resim çekti. Biraz ilerleyince burasının Türkiye Jokey Kulübünün Karacabey Pansiyon Harası olduğunu belirten çiftlik giriş kapısı üzerindeki yazıyı gördük. Araba ile o kadar gitmemize rağmen bitmeyen çevreleme ile buranın genişliğini tahmin etmede zorlandık.

Bu konuda edindiğimiz bilgiler ise:
Resmi açılışı 01 Mart 2001 tarihinde yapılan TJK Karacabey Pansiyon Harası, Türkiye Jokey Kulübü bünyesinde hizmet veren Türkiye’nin en büyük ve tek safkan İngiliz cinsi yarış atı yetiştiren daimi pansiyoner harasıdır. Atlar, boks adı verilen ve yaklaşık 12 m2 genişliğindeki localarda kalırken, 50 bokstan oluşan yapı Tavla olarak adlandırılmaktadır. Harada 13 tanesi 50lik, 1 tanesi 93lük ve 1 tanesi de 97lik olmak üzere toplam 790 adet kısrak boksu mevcuttur. Bununla birlikte, 4 tavladan oluşan 16 boksluk aygır kompleksinin yanı sıra 10 boksluk karantina tavlası da mevcuttur. Yaklaşık 5000 dönüm arazi üzerine konuşlandırılan Karacabey Pansiyon Harasındaki atlar padok (at gezdirilen yer) ismi verilen etrafı demir borularla sınırlı otlak alanlara çıkarılmaktadır. 3608 dönümlük padok alanı ile Karacabey Pansiyon Harası en büyük padok alanına sahip haradır.



Ulubat gölü

Yolumuza devam ederken bir yandan da etrafı seyrediyorduk. Yol üzerindeki tezgâhlarda farklı renk ve büyüklükte kabaklar, beyaz ve kırmızı soğanlar, patatesler, değişik tipte kavun ve karpuzlar sergileniyor, yoldan geçenlerin alması için bekleniyordu.
Tam bunları konuşurken olun alt kısmında gördüğümüz gölün ne olduğun haritaya bakarak öğrendik. Uygun bir yerde sağa dönüp kıyısına gitmeye karar verdik, ama bir yerde yol iyice çatallaşıp farklı yönlere gitmeye başlayınca bir de hiçbir yön levhası olmayınca vazgeçip döndük. Uzaktan da olsa resimlemeye çalıştık. Gölde biri oldukça büyük olmak üzere 4 – 5 tane de ada var görünüyordu. Göl kıyısında birkaç tane de lokanta dinlenme yeri gördük.

Bu konuda edindiğimiz bilgiler ise:
Anadolu’nun en bereketli sulak alanlarından olan göl, hem önemli bir kuş barınağı, hem de arkeolojik bir hazine. Ulubat Gölü’nün başlıca sakinleri turna, sazan, yayın, yılanbalığı, tatlı su kefali, ringa, İsrail sazanı’dır.
Uluabat Gölü, (Apolyont veya Öka olarak da bilinir), Bursa ilinde bir göldür.
13.500 ha alana sahiptir. Deniz seviyesinden yüksekliği 9 metredir. Kirmasti çayından beslenmekte olup ayrıca Uluabat deresi ile Susurluk Nehri'ne karışır. En derin yeri 4 metre civarında genelinde ise 1-2 metreyi geçmemektedir.
Günden güne çevreden ortaya doğru sığlaşmakta olan göl kirli beyaz bir renge sahiptir. Dibi çamurlu bir yapıya sahiptir, rüzgarlı havalarda bulanıklaşır.
1996 Ocak ayında yapılan sayımda 429.423 su kuşu sayılmıştır. Bu 1970'ten bu tarafa bir gölde sayılan en yüksek su kuşu sayısıdır.

1996 Sayımına Göre Gözlenen Kuş Türlerinden Bazıları
Kuş türü - Kuş sayısı
Karabatak 300 çift
Alaca Balıkçıl 30 çift
Kaşıkçı 75 çift
Küçük Karabatak 1078 adet
Tepeli Pelikan 136 adet
Elmabaş Patka 42.500 adet
Tepeli Patka 13.600 adet
Sakarmeke 321.550 adet

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Mudanya - Karamürsel Yolu

Mudanya - Karamürsel Yolu

Yolumuza devam edip sahilde bulunan Mudanya’ya ulaştık. Sahilinde ve liman etrafında gezindik. Eski tren istasyonu şefliği binasını resimledik ve bulunduğu duruma üzüldük. Umarız kısa zaman içinde gereken ilgi ve yenilenmeyi görür.
Mudanya’dan yola devam edip Karamürsel’e yolandık. Bu aralarda kalan birbirinden güzel yerleri seyrettik ve çektiğimiz bazı fotoğrafları sizlerle
paylaşalım.





4 Mayıs 2009 Pazartesi

Yörsan

Yörsan

Yolculumuz sırasında Balıkesir ile Bursa arasında yollarının kesiştiği yerde, Bursa’ya yaklaşık 80 km. kala yolun sol tarafında, yıllar önce gene bir defa uğradığımız, YÖRSAN ürünlerinin satıldığı market, cafe-lokanta, benzinlik olan bir dinlenme tesisine girdik.




İlk olarak fabrika satış mağazası kısmında girdik. Orada bir dolap içine yaklaşık 30 – 35 çeşit, gerek üretim gerek yöresel gerek ise tatları birbirinden farklı, peynir tatmalık olarak küçük tepsiler içinde konulmuştu. Arzu ettiklerimizin tadına baktık. Birkaç tane de tatlarını öğrenmek için baktığımız da oldu.
İçlerinde Mihalıç peyniri ilgi çekti, onay gördü. Ondan bir kalıp alıp, yanına da orada yapılan taze ekmeklerden, birde içecek olarak Karadut ile Nar sularımızı da alıp, yola koyulduk. Bir yandan arabada giderken yapılan sandviçlerimizi yerken yanında da karadut sularımızı içtik. Aynısını geri kalanlarla birde Karamürsel de yeniledik, bu sefer nar suları ile…
Biz genel olarak hem zamandan kazanmak için hem de dışarıda yemek yemeyi pek tercih etmediğimizden yıllardır bu gibi seyahatlerimizde arabayı seyyar kafeteryaya çeviriyoruz. Bizleri gören çoğu arkadaşımızda bizler gibi yapmaya başladı, anlayacağınız yavaş yavaş etrafımızı da kendimize benzetmeye başladık.

2 Mayıs 2009 Cumartesi

Balıkesir Zağnos Paşa Camii ve Saat Kulesi

Balıkesir Zağnos Paşa Camii ve Saat Kulesi

Altınoluk’ta kaldığımız site içindeki bahçeli evden, eşyalarımızı toplayıp, ayrılıp Edremit, Havran, İvrindi üzerinden Balıkesir’e geldik. Yollar daha önce alıştığımız şekilde çiftli değildi, tek gidiş geliş şeklinde eski halinde kalmıştı. Gerçi eğer buralara çift yol yapılacak olursa etraftaki birçok çam ağacı kesilmek zorunda kalınacak, o nedenle biz bu hali ile kalmasını tercih ederiz. Fakat yol üzerinde ön tarafınıza düşen ağır vasıta olursa uzun süre konvoy şeklinde gidilmek zorunda kalınıyor ki biz yaşadık. 10 km. lik yolu yaklaşık ½ saatte alabildik. Ama bu sayede etrafı seyredip, doğal manzaranın güzelliklerini fark edip bu zamanı zevkle geçirdik.
Balıkesir’e gelince arabamıza benzin takviyesi yaptık bu arada hem müzesinin hem etnografik müzesinin kapalı olduğunu, bakımda olduğunu öğrenip üzüldük.
Gidilebilecek yerleri öğrenmek için çarşıda bir esnafa ve bir trafik polisine danıştık. Saat kulesi, Zağnos Paşa Cami, tepedeki anıtı ziyaret etmemizi önerdiler. Arayarak camiyi ve türbeyi bulduk.




Bu camiye adını veren kişi; Zağanos Paşa (veya Zağnos Paşa), Fatih Sultan Mehmet devrinde önemli rol oynamış, Gelibolu sancak beyliği ve kaptan-ı deryalık görevlerinde bulunmuş, 1467-1469 yılları arasında ise Trabzon Sancak Beyliği yapmış bir Osmanlı paşasıdır. Sultan I. Murat tarafından sürgün edilmiş olan Paşa, Fatih Sultan Mehmet tahta geçer geçmez çağrılarak vezir tayin edilmiş. Zağanos Paşa, Fatih'in çocukluğunda askerlik öğretmenliğini yapmış, sultanın kız kardeşi ile evlenerek hem eniştesi hem de kayınbabası olmuş, bunların yanı sıra Trabzon'un zaptı esnasında Prenses Anna ile de evlenmiş. İstanbul’un fethi öncesinde Rumeli Hisarı'nı yaptırmış, Osmanlı donanmasının kara yolu ile Kasımpaşa’ya indirilmesinde de emeği geçmiş.
Cami, (Kapı üzerinde Kelime-i Tevhid Ebced hesabı ile ilk inşaat tarihi olan h. 865 (1464) tarihi okunmaktaymış.) deprem dolayısı ile yıkılınca bugünkü şekli ile yeniden yapılmış. Sekizgen planlı yapının her köşesinde bir sütun bulunuyor, bu sütunları birleştiren bir bağdadi kubbe bulunuyor. Minberi ve mihrabı mermerden yapılmış. İç mekânı ferah ve aydınlık, kubbe içi, yan yarım kubbe içleri ile kenar kemerleri süsleri ince kalem işleri ile yapılmış.
07.02.1923 tarihinde Atatürk bu camide ünlü hutbesini okutmuş.
Bahçesindeki türbede paşa ile hanımının yattığı düşünülmektedir.


Balıkesir Saat kulesi

Şehrin merkezinde, şu an kapalı olan müzeden az ileride, Belediye parkı içindeki bir yamaç üzerinde bulunan saat kulesini, giriş kapısı üzerindeki kitabeden anlaşıldığına göre, h.1243 (1827)’de Silistre Valisi Girid-i Zade Mehmet Paşa yaptırılmış. Galata Kulesi’nin bir benzeri olduğu söylenmekte. Saat Kulesi h.1313 (1897) yılındaki depremde yıkılmış,ve mutasarrıf Ömer Ali Bey tarafından 1901 yılında tekrar yaptırılmış. 1962 yılında kitabesi onarım görmüş.
Saat Kulesi kesme taştan 2x2 m. ölçüsünde ve yaklaşık 20 m. yüksekliğindedir. Kuleyi enine iki sıra silme gövdeyi üçe böler. Geniş olan orta bölümde “S” şeklindeki küçük konsollar üzerine oturtulmuş dört bir tarafta birer balkon ve ince uzun dikdörtgen pencereleri vardır. Üst bölümde her cephede, yuvarlak kadranlı birer saat bulunur. En üstte ise ahşap direkler üzerine oturtulmuş soğan başı şeklinde kubbeli bir köşkü bulunmaktadır. Hüdavendigâr salnamesinde (h.1325) ve Ircıca’nın arşivindeki fotoğraflarla bugünkü saat kulesi arasında hiçbir fark bulunmamaktadır. Bu da orijinaline uygun bir biçimde yenilendiğinin kanıtıdır. Orijinal kulenin temelleri bugün toprak altındadır.