♥♥♥♥ TÜM GÖNÜL DOSTLARIMIZIN, BLOG SAYFALARINDAN YEMEK VE GEZİ PAYLAŞIMININ VEFALI ARKADAŞLARIMIZIN, MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINI KUTLUYOR, SAĞLIK SIHHAT BİRLİK DİRLİK ESENLİK İÇİNDE DAHA NİCELERİNE SEVENLERİ VE SEVDİKLERİ İLE ULAŞMALARINI DİLİYORUZ... ♥♥♥♥

SEYYAH & SOFRAM...

31 Ocak 2008 Perşembe

Ayder Yaylası

Ayder Yaylası


Ayder Yaylası'na ulaşmak için Of ta kaldığımız çay bahçesindeki yayla evinden arabamıza binip Rize'den geçip Artvin istikametine doğru devam ediyoruz, Çayeli'ni ve Pazar ilçelerini 8 km. geçtikten sonra Ardeşen ilçesindeki Çamlıhemşin'e yol ayrımından girilerek 22 km. Çamlıhemşin'e ulaştık. Çamlıhemşin' den sonra 19 km. gidilerek Ayder Yaylasına ulaşabilirsiniz.





Ardeşen'e ulaşmadan Fırtına Vadisi boyunca güneye doğru yönelip tırmanmaya başlıyoruz. Milli park statüsündeki Fırtına Vadisi Dünya'nın öncelikli korunması gereken 200 ekolojik bölgesinden birisi olduğunu da bu arada öğrenmiş olduk. Fırtına deresi bir zamanlar baraj yapımı ile gündeme gelmişti. Fakat doğal yapının bozulmasına neden olacağı için uzun bir yargı sürecinden sonra proje iptal edildi. Bu dere boyunca ilerlerken yol boyunca rafting ve gezi-tur şirketlerinin tabelalarını da gördük. Dereyi solumuza alıp ağır ağır yolda ilerlerken, yeşilin bin bir tonunu görünce bunun nedenini anlamakta zorlanmıyoruz.

Fırtına Vadisinin gerçekten muhteşem bir doğası var. İnsanı kendinden geçirecek bir güzelliğe sahip. Dar ve derin bir vadi içinde akan bir dere, her yandan ona ulaşan küçük su kaynakları, bin bir çeşit ağaç ve rengârenk çiçeklerden oluşan manzara.

Zaman zaman bu dere üzerine kurulmuş kemer köprülere ve yamaçlardan dökülen küçük şelalelere rastlanıyor. Tepelerin yamaçlarında Karadeniz'e özgü değişik mimari tarzda evleri ve ilkel görünümlü teleferikleri unutmamak lazım.

Karadeniz kıyısıyla Ayder arasındaki tek yerleşim yeri Çamlıhemşin. Çamlıhemşin yolu gayet bakımlı. İlçe ortasından akan derenin iki kenarındaki dik yamaçlara kurulmuş. Buralara bakınca başınızın dönmemesi zor. Ahşap ve eski evler ile kadınların yöresel kıyafetleri hemen dikkatimizi çekiyor. Çamlıhemşin Rize arası toplam 35 km iken ilçenin güney-doğusunda yer alan Ayder 19 km'dir.

Çamlıhemşin'i arkamıza alıp yola devam edince 20 dakika kadar sonra Ayder Yaylasına ulaştık. 1 358 m. yükseklikteki Ayder yaylası Karadeniz yaylalarının en meşhurlarından biridir. Bu yayla Milli Park Sahası içinde ve yeni gelişmekte olan bir yerleşim birimi. Bu yaylada yaklaşık küçük büyük birçok otel ve pansiyon bulunuyor. Bunların çoğunluğu aile işletmeciliği şeklinde çalışmakta olduğunu söylediler. Alt yapı hizmeti tamamlanmış olduğu belirtilen yayla daha çok bir kasabayı hatırlatmaktadır.
Ayder'in en bilinen ve en meşhur görüntüsü yamaçtaki çimenlikler arasında yer alan ahşap ve eski evler. Ayder'de bulunmak bile kendimizi iyi hissetmemizi sağladı.

Yaylanın her tarafından mutlaka bir pınar yada çeşmeye rastlamak mümkün. Galiba Türkiye'ye su zengini diyenler Ayder Yaylasını ziyaret etmişler. Doğayla bütünleşmiş yayla evlerine, oteller ve pansiyonlar eşlik ediyor. Bir de kamp yapmak için burada olanların çadırları ve karavanları. Ayder'de beton bina yapmak yasakmış, yapılacak binalar mutlaka ahşap olmalıymış. Yayla bölgenin diğer kesimlerine göre kalabalık. Ağırlıklı olarak turistler var, dünyanın her yerinden insana rastlayabiliyorsunuz.

Ayder'i şifa yaylası olarak tanımlanmasını sağlayan özellikleri;
Havası ve suyu
Kaplıcası
Balı'dır.
Ayder Yaylası'nın havasının astım hastalığına iyi geldiği söyleniyor.

AYDER KAPLICASI

260 metre derinlikten çıkan, 50 derecelik kaplıca sularının başta romatizma, kireçlenme olmak üzere pek çok hastalığa iyi geldiğini belirtiyor. Kaplıca sularından fayda görmek için havuza girmek, özel banyo almak ya da içmek mümkün. kaplıca sularının romatizmal eklem hastalıkları,sinir, sindirim, dolaşım sistemi hastalıklarıyla idrar yolları ve üreme organı hastalıklarına iyi geldiğini belirtiyor. Kaplıca suları ayrıca, egzama ve sedef, ergenlik sivilceleri gibi cilt hastalıklarının tedavisinde de kullanılıyor. Tabii ki, kaplıcaya girmeyi sakıncalı kılacak durumlar da var. Örneğin kanamalı rahatsızlıklar, yüksek tansiyon ve kalp rahatsızlıkları başta geliyor. Bu nedenle kaplıcaya girmeden önce mutlaka uzman bir doktora danışmak şart.

29 Ocak 2008 Salı

Of 1

Of 1







Sosyal yaşamın kendi içinde gene kendine has kuralları vardır. Ve gene bu toplum içi sosyal yaşamın kurallarından biri de bireysel ilişkilerde ortaya çıkar. Karşılıklılık çerçevesinde kişiler arası yakınlıklar samimiyeti ve devamında dostlukları ortaya çıkartır. Bu dostluklarda da bazen kan bağı birincil özellik olmaktan çıkar.

Bu ilişkilerin tanışım ile başlamasının sosyal ilişkiler çerçevesinde olduğunu da biliriz. Bunun da bir kısmı mesleki uygulamalar etrafında olur. Aslında insani yakınlıkların büyük çoğu bir tebessümle bir çift tatlı sözle başlıyor. Eğer karşınızdaki de bir ayna ise o da size benzer bir yansıma ile cevap verebilmekte…

Ben de mesleğim gereği hastane ortamında birçok kişi ile karşılaşmaktayım. Eğer karşılıklı ön fikir ve ön yargı ile başlamazsak güzel tanışlılar olmakta, hayat kavgasında kendince yaşamın bir yerinde olan kendi dünyasında güzellikleri yaşatmaya çalışan sosyal yaşamda insanlar’dan biri ama kendi dünyasında tek ve yalın olan o kadar çok insan var ki…

Hayat hepimize aynı şekilde karşılık vermemektedir… Yaşananların kendi çevremizde olanlarının dışındakiler hakkında duyduklarımızın dışında bildiklerimiz kısıtlı oluyor. Bu ve benzer yaşananların yaşayanların ağzından dinlemek başka…

İşte böyle ortamlardan birinde birisi (sevgili Sevilay Hanım) birkaç sene önce birkaç yakınının tedavisinde yaklaşımımdan memnun kaldıklarını bir yakını içinde yardımcı olmamı istedi. Süreç içinde amcası ve ailesi ile yakınlaşma ve sosyal bireysel konularda ortak konuşmalar ve paylaşımlar oldu.

Ve Terzioğlu ailesi, bizi ailecek kendi çay bahçelerine hafta sonu için davet ettiler. Bir hafta sonunda randevulaşıp yola koyulduk. Of ilçesini biraz geçip İyidere mevkiinde denizden rakım olarak biraz yukarıda ama bakınca sahilin ve Of ilçesinin de görülebildiği güzel, yeşil çay bahçeleri içinde, bir tarafta mandalina ağaçları diğer tarafta kiviler arasında, sakin ve sessiz bir ortamla karşılaştık.

Hatta kızlarımız bile çay toplamada yardımcı oldu ve de becerdiler de hani !... Az da olsa topladıklarından yani taze yeşil çaylardan evde de kurutup kullanmak için aldılar.

Buradan tüm aileye sevgi ve teşekkürlerimizi iletiyoruz.

Bu resimlerden seçtiklerimizi sizlerle paylaşalım…

28 Ocak 2008 Pazartesi

Doğu Karadeniz Gezisi

Doğu Karadeniz Gezisi



Bundan sonraki ekleyeceğimiz gezi yazılarımız, bu sene yaptığımız Karadeniz gezilerimizden bir bölümünü içerecek.



Özellikle yeni Karadeniz oto yolu yapılıp açıldıktan sonra bu taraflara doğru olan ulaşım, zaman kısalması ve yol kalitesi daha da rahatlayınca, tur ve gezileri arttırdı.



Bizde birkaç defa Karadeniz bölgesinin doğu taraflarına gittik. Onlardan seçtiğimiz resim ve anlar ile aklımızda kalanları sizlerle paylaşmaya başlayacağız.



Umarız beğenir ve sizlerde bir sonraki gezilerinizde planlarınız arasına bu güzel yöreleri eklersiniz.



26 Ocak 2008 Cumartesi

İstanbul turu

İstanbul turu


Geçtiğimiz Ramazan bayramında, bayramın hafta sonunu da içine alması ile fazladan bir gün olması nedeni ile fırsat bu fırsat deyip bir gezi planlarken İstanbul için yapılan bir kültür turu olduğunu duyduk. Hemen gidip şartları öğrendik uygun görünce kaydımızı yaptırıp sıraya girdik.


Arefe günü gecesi tura katılacak olanlarla birlikte otobüsümüze binip yola koyulduk. Tabi bu gibi turlara katılanlar bilecektir, tur hakkında bilgiler verilip dosyalar dağıtıldıktan sonra tanışma faslına girildi. Genel olarak ailelerin katıldığı, yaşça birbirine yakın kişiler ve gençlerden oluştuğumuzu gördük bu da ayrı bir memnuniyet oluşturdu.


Gecenin ve ramazanın yorgunluğu bir kısmımızı uyuturken yolculuk sabahına Kerpe’ye vardık. Sabah kahvaltılarımızı sahilde açık olan bir çay bahçesinde açık büfe olarak aldık. Bir aylık ramazan orucundan sonra ilk sabah kahvaltısında fazla bir şey yiyemedik ama bol bol demli çaylarımızı içtik.


Kahvaltı sonrası sahile paralel yoldan ilerleyerek çok güzel görünümü olan kayalıklara gidip resimledik.

Dönüşte otobüse binmeden ve bindikten sonra tura katılanlarla bayramlaştık birbirlerimize bayram şekerleri ikram ettik !...

J


Yola devam edip Kefren’e, oradan da Ağva’ya sonrada Şile’ye uğradık. Buralarda molalar verip dolaşıp, resimler çekip çaylarımızı içtikten sonra İstanbul’a otelimize ulaştık. Odalarımızı alıp dinlenip akşam yemeğinde buluştuk.


Gece hep beraber Taksim ve İstiklal caddesine dolaşmaya çıktık.


Ertesi gün Topkapı Sarayını, Çelik Gülersoy’un restoresinde büyük katkısı olduğu sokağı da ziyaret edip sonra da Ayasofyayı, Yerebatan Sarnıcını, Sultan Ahmet meydanını, Sultan Ahmet Camiini, Türk İslam Eserleri Müzesini dolaştık. Buradan da Dolmabahçe Sarayı’na gidip saray içi gezi turuna katıldıktan sonra Ortaköy’den boğaz turuna katıldık. Bu arada hava da kapanıp yağmurda başladığı için biraz ıslanarak gezdik !... J


O gece günün yorgunluğundan herkes odalarına çekildi. Ertesi gün sabah kahvaltılarımızı yapıp önce Eyüp Sultan Camii’ne gittik. Tabi bu arada yağmur da başladığından bir yandan ıslanmamak bir yandan da üşümemeye çalışarak gezimize devam etmeye çalıştık.



Buradan çıkıp önce Piyer Loti’ye çıktık. Haliç’i seyredip güzel resimler aldık. Oradan da Miniatürk’e gidip görmeyenlerin gezmesini beklerken bizlerde hediyelik bir şeyler aldık. Buradan çıkıp Rahmi M. Koç Müzesi’ni dolaştık. Gezimizi takiben Galata kulesine gidip tepesine çıkıp hem manzara seyredip hem de bol resimler çektik.



Aşağıda tekrar buluşup önce İstinye Park’a oradan da karşıya geçip İKEA, Media Mrkt ve Real in bulunduğu alışveriş merkezlerine gittik…



Akşam olduğunda nerdeyse hepimizin yorgunluğu ayaklarımızın artık gitmemeye başlamasında anlaşılır olmuştu.



VE her başlangıcın sonu geldiği gibi bu turumuzun da sonu yaklaştı. Otobüsümüze yerleşip Samsun’a yola koyulduk. Rahat bir yolculuk sonrası sabah 7 gibi sağ salim ulaştık.



Hemen bir duş alıp bir şeyler atıştırıp hastaneye işime yollandım.


Turumuzu düzenleyen Mustafa Bey ile sevgili eşine, tur şoförümüz Aykut Beye, katılımları ile geziyi zevklendiren katılımcı dostlara da buradan teşekkürler…



Buralarda çektiklerimizi ilerde paylaşmak, bir sonraki gezimizde buluşmak üzere şimdilik hoş çakalın …. J





24 Ocak 2008 Perşembe

Gerze’den

Gerze’den


Ayancık’tan çıkıp yaklaşık 55 km. sonra Sinop kavşağına gelip oradan da 35 km. lik mesafede bulunan Gerze ilçesine döndük. Tüm bu gezilerimizi hafta sonuna sığdırmaya çalıştığımız için Sinop’a uğramaya zamanımız kalmadığından bir başka geziye diyerek yolumuza devam ettik.

İlçede yıllardır camcılık yapan arkadaşımız bunu ilk yapanlardan… Her gelişimizde bir arkadaşımıza uğramaya çalıştığımızdan bu sefer de onların gönlünü alalım istedik. Süs balıklarına ve akvaryuma düşkünlüğünü bilirdik ama bu sefer dükkânı neredeyse tamamen bunlarla kaplamış, gittiğimizde bakımlarını yapıyordu. Meraklıları olabileceğini düşünerek resimlerini çektim ve sizlerle paylaşmak istedim.

Bir sonraki gezi tur notlarımızda buluşmak üzere, bize kucak açan, yol gösteren, yardımcı olmaya gayret eden, Kastamonu’da konaklama sorunumuza çözmede yardımcı olan Kazım Avcı beye, Arkeoloji müzesinde görevli beyefendiye, Etnografya müzesi yanında bulunan kültür kitapları satış görevlisi hanım efendiye, Kastamonu helvası hakkında bizleri bilgilendiren ve sayesinde Andıç pekmezi ile tanıştığımız beye, Deve hanında bize rehberlik yapıp bilgilendiren Özge hanım kızımıza, İsmail Bey konağında sıcak ilgi gösteren Abdülkadir Akın beye, yol üzerinde tanıştığımız ve bizlere yardımcı olmaya çalışan tüm kişilere önce teşekkürlerimizi sonra da selam ve sevgilerimizi yolluyoruz…



22 Ocak 2008 Salı

Ayancık

Ayancık


Helaldı’dan sonra yaklaşık 30 km. orman içinden hafif virajlı ama görsellik yönünden zengin bir yolu izleyerek Sinop iline bağlı Ayancık ilçesine vardık. İskelenin bulunduğu meydan yakınına arabamızı park ederek dolaşmaya başladık. Eski yapı evler belediye tarafından yenilenmiş görünüm olarak ilgi çekici hale getirilmiş. Meydan düzenlenmiş etrafında çay bahçeleri yerleştirilmiş. Bu bahçelerin önünde de yılların emeği ile büyümüş ıhlamur ağaçları ile bahar ağaçları vardı.

Ön kısımlarında bulunan çiçekliklerde ise bizim sabun çiçeği dediğimiz özellikle ısırgan otlarının yanında bolca yetişen bir çiçekte vardı. Elinize alıp avucunuzda ezip suyla yıkadığınızda sabunlamış gibi el köpürür aynı zamanda da ısırganın yaktığı yerlere sürdüğünüzde de acısını alırdı. Bunların yanında da taze adaçayları vardı ki kokusu çok güzeldi ama o civarda kime sorduysak ne yazık ki bunların adlarını bize söyleyebilen olmadı !...

Hem ilçedeki gezimizi hem de dinlenmemizi tamamlayarak Sinop üzerinden Gerze ilçesine doğru yola çıktık….


19 Ocak 2008 Cumartesi

Çatalzeytin ve Helaldı

Çatalzeytin ve Helaldı

İnebolu’dan sonra kıyıyı takip ederek sahil yolundan Abana’ya geldik. Yıllar önce yani yaklaşık 14 yıl kadar, ilk defa gelmiş ve sahilde belediyeye ait dinlenme tesisinde kalmıştık. O günden bu yana yeni binalar yapılması dışında pek değişiklik olmamış. Sırtını dik yamaçlara ve yemyeşil ormana dayamış olan ilçeden geçip Çatalzeytin’e yol aldık.

Sahilde gene yıllar yıllar önce 4 – 5 araba arkadaşlarla böyle bir sahil turu yaptığımızda duraklayıp sabah kahvaltısı yaptığımız çay bahçesini bulup sahibesi ile konuştuk. Kıyı tarafında bulunan demir profillerden yapılmış olan terasın zamanla ve dalgaların etkisi ile çürüyüp çöktüğünü öğrendik. Birer demli çayın yanında ailecek kaşarlı sıcak tostlarımızı yerken mis gibi deniz kokusunu içimize çekip dalgaların kıyıya vuran seslerini dinledik. Sahil tarafındaki bazı bahçelerde toplanan dutlardan da pekmez kaynatılıyordu. Aslında bu yörelerde yapılan dut, elma, erik gibi meyvelerin pekmezlerinin tadı ve kalitesi çok güzeldir.

Buradan yaklaşık 10 km. kadar sonra da Türkeli ilçesine geçip birazda orada dolaşıp hatıralarımı anıp yola devam ettik, 5 – 6 km. sonra küçük şirin bir sahile sahip Helaldı’ya ulaştık. Niyetimiz yol üzerinde yapılmış olan Şehitlik Anıtını ziyaret edip bir dua edip ruhlarını şad etmekti. Yol kenarındaki bu şehitlik diğerleri gibi sizlerinde ziyaretinizi beklemektedir.