♥♥♥♥ TÜM GÖNÜL DOSTLARIMIZIN, BLOG SAYFALARINDAN YEMEK VE GEZİ PAYLAŞIMININ VEFALI ARKADAŞLARIMIZIN, MÜBAREK RAMAZAN BAYRAMINI KUTLUYOR, SAĞLIK SIHHAT BİRLİK DİRLİK ESENLİK İÇİNDE DAHA NİCELERİNE SEVENLERİ VE SEVDİKLERİ İLE ULAŞMALARINI DİLİYORUZ... ♥♥♥♥

SEYYAH & SOFRAM...

31 Temmuz 2008 Perşembe

Arhavi Gezisi – 2 – Hoynat Adası

Arhavi Gezisi – 2 –

Hoynat Adası

Ordu'nun Perşembe ilçesi Ramazan köyü açıklarında, Hoynat tünelinin hemen yanında, kıyıdan yaklaşık 100 metre açıkta bulunan Hoynat Adası (Akkuş Adası), 'Önemli Kuş Alanı' (ÖKA) kapsamında değerlendirilmektedir. Zira bu adada nesli tükenmekte olan yaklaşık 90 çift tepeli karabatak tespit edilmiş ki yurdumuzda yuva yaptığı tek yer olarak bilinmektedir. Bu bölge aynı zamanda Orta ve Doğu Karadeniz Bölgesi'nde nefes alabilecek, oksijeni bol tek bölgenin Bolaman-Perşembe arası olduğu belirtilmektedir.
Bu küçük adanın tarihi çok eski zamanlara kadar iner. Eski gemiciler burayı, bir çeşit depo ve sığınak olarak kullanmışlardır. Üzerinde hala küçük sur kalıntıları bulunur. Tünelin bulunduğu burun Ortakaradeniz yöresinin en güzel yeri kabul edilmektedir.


Not: Bolaman ile ilgili daha öne yayınlamış olduğumuz yazı ve filmler:

Bolaman Kalesi (Fatsa)
Bolaman Kalesi Limanı
Bolaman - Haznedaroğlu Konağı

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Arhavi Gezisi - 1 -

Arhavi Gezisi - 1 -

Yaklaşık 18 yıllık aile dostlarımız olan Ayşen hanım ve Sırrı Bey ile daha imce yapmış olduğumuz kısa hafta sonu gezisi üzerine, tekrar buna benzer bir gezide buluşmayı hedeflemiştik.
Geçen sene kısmet oldu böyle bir fırsat doğdu. Gezi planların yapıp, kendimizi hazırlayıp, Arhavi’de bulunan kızkardeşi Saniye Hanım ve Ömer bey’lere doğru yollandık.
Sabahın erken saatlerinde buluşup, mümkün olduğu kadar çok yeri görebilmek amacı ile, yola çıktık.
Ordu’ya varmadan bolaman virajlarını kısaltan tünele girmeyip sağ taraf sapıp eski yola girdik. Yol sabahın çiğleri ile ıslak, hava serin ama açıktı. Arapkaşı denilen Yalıköy kıyılarını yukarıdan gören bir yerde durup denizi ve etrafa baktık. Balığa çıkacak teknelerin hazırlıklarını, yazın cıvıl cıvıl olan ama kış olması nedeni ile sakin, sessiz ve yalnız sahili ve et lokantasının boş masa ve sandalyelerini seyrettik.
Yola devam edip Perşembe'den önce gidişte sol tarafta kalan Çaka ve Yason kıyılarına döndük. Yason Kilisesi ve yan tarafında bulunan kır çay bahçesi sakinliğin içinde gelecek olanları bekliyor gibiydi.



28 Temmuz 2008 Pazartesi

Haftasonu Rize Gezisi

Haftasonu Rize Gezisi

Cumartesi sabahı saat 5’te komşularımızın kızları (Hülya ve Filiz hanımlarla) arabaya doluşup yola koyulduk. Bu saatlerde yeni yapılan Samsun simidi için önce doğru simit fırınına gidip sıcak simitlerimizi aldık. Erken saat olması nedeni yolların sakin olması yolculuğumuzun da rahat ve sakin geçmesine vesile oldu.
Yeni yapılmış olan yol ve tünellerden geçerek, Çamburnu civarında meydana gelen heyelan nedeni ile tek yön yapılan trafikten geçerken, gene bu geçişe yapılan neredeyse birleşecek hale gelen köprü inşaatını görüntüledik. Bu görüntüleri çekerken de ben bol bol böğürtlen yedim.
Ulaştığımız Tirebolu’da kale altında bir çay bahçesinde sabah çaylarımızı içip simitlerimizden yiyip biraz dinlendik. Daha sonra da Beşikdüzü’nde ev yapımı böreklerimizi sıcak çaylar eşliğinde yiyerek sabah kahvaltımızı yaptık.
Trabzon’a girerek Ayasofya Müzesini gezdik. Şehir içinde bir tur atıp, kale, Zağnos vadisi, kale kapısı giriş ile bazı yapıları çektik.


Yol üstünde yapılan Sürmene parkında yerleştirilmiş olan savaş uçağını resimledik.
Rize’de Çaykur’un Tersane çay fabrikasını (bize rehberlik eden sayın Kemal beye ve çay ikramında geri kalmayan değerli eşi Öznur hanıma teşekkürlerimizi de ekleyelim) , kivi bahçesini, Rize müzelerini, gene Çaykur’un Botanik bahçesini gezip bol resim çektik.
Geri dönerek bizleri bekleyen Havva teyzenin evine yollandık. Dik ve dar yollardan tırmanarak çay bahçeleri içindeki evlerine ulaştık.
Bol sohbet ve ağız tadı ile akşam yemeğini yiyip, vadiyi seyreden balkonlarında demli çaylarımızı içip sohbetlerimizi de demledik.
Sabah uyandığımızda denizden ve dağlardan gelen sisler arasında, zaman zaman hızlanan yağmurun sesi ve serinliğinde sabah kahvaltımızı yaptık.
Tekrar bu sefer dönüş için yola koyulup, Trabzon’da yeni açılan bir alışveriş merkezine gidip, gezip, alışveriş yaptık.
Akçaabat’tan geçerken bir lokantaya uğrayıp meşhur köftelerinin tadına baktık.
Bazıları artık yol üstünde kalan fenerleri resimledik, Perşembe açık deniz balık çiftliğini seyredip, Hoynat adasını resimleyip, Yason kilisesi ve Caka sahillerini ziyaret edip, Arapkaşı’nda Medrese önü sahilini görüntüleyip Samsun’a sağ salim döndük.
Birkaç gün sonra da yıllık iznimizi geçirmek üzere bir ufak Türkiye turu yapacağız, geri döndüğümüzde bu geziyi daha detaylı anlatıp resimlerini paylaşacağız. Dönene kadar ise geçen sene yaptığımız, gene Karadeniz’in güzel bir noktası olan Arhavi Turumuzun gezi notları ve fotoğrafları ile sizleri, Çarşamba gününden itibaren yayınlamaya başlayıp, baş başa bırakacağız.
Dönüşte görüşebilmek dilek ve temennisi ile…

24 Temmuz 2008 Perşembe

Samsun Tarım Fuarı - 2.inci Bölüm

Samsun Tarım Fuarı
2.inci Bölüm


Gene bu fuar içinde kültürel bilgi katkısı olan standlarda vardı. Biri de Buğday Derneği’nin yeriydi. Oradaki bayanlarla sohbetimiz farklı oldu tabi. Doğal yaşamın iyileştirilmesi ve verilen zararın en aza hatta hiç zarar verilmemesi için gayret eden bu derneğimizi de sizlere hatırlatalım istedik.
Tokat Erbaa ve Niksar’dan katılan üreticiler salça ve sarma yaprak ürünlerini sergiliyorlardı.
Gene doğal katkılar ve teknik çalışmalar ile ülke şartlarına uygun geliştirilen tohum ve fidelerden elde edilen ürünler albenileri ile sergileniyordu.
Bizim ilgimizi çeken ise nektarin, şeftali, erik ve kiraz fideleri saksılar içinde gezenlerin ilgisine sunulmuştu.


Diğer ilgi çekici bir görüntü ise, küçük bir fil görünümünde olan ağaçtı. Daha önce Gürcistan’da dünyanın sayılı botanik parkları arasında olan büyük botanik parkında dolaşırken görmüştüm. O zaman bunu yapan sanatçının evine, atölyesine kadar gitmiş diğer ürettiği değişik görünümlerdeki eserlerini seyretmiştik.
Bu ziyaret esnasında fuara gelmiş olan Japon ziyaretçiler renk kattılar. Onlar bize biz onlara baktık. Dünyanın birçok yerini dolaşarak doğal ürünler peşinde olmaları ve bu ülkeye gelmeleri düşünülmesi gereken bir nokta olmalı…

23 Temmuz 2008 Çarşamba

Samsun Tarım Fuarı - 1.inci Bölüm

Samsun Tarım Fuarı
1.inci Bölüm


Samsun’da şehrin giriş ve çıkış taraflarında denizin doldurulması ile elde edilmiş olan alanlar var. Bu alanlara Doğu ve Batı park diye isim verilerek, çeşitli sosyal binalar ile etkinlikler yapılıyor.
Denizin doldurulması ile elde edilen alanlar ilk başta hoşa gitse de, işe yarıyor denilse de yararı yanında olumsuz etkileri de hep tartışılır, hala da tartışılıyor.
Bunu bir başka yazıya bırakarak, bu sene de Batı Park kısmında açılan Samsun Tarım Fuarı hakkında yazı, gezi notları ve resimlerini sizlerle paylaşalım.
Her geçen gün artarak çoğalan bilgilenme ve bilinçlenme ile kişiler birçok konuda ve tükettikleri ürünlerde sağlıklı tüketim malzeme ve maddelerine yönelmiş durumdalar.
Bu gibi mesleki ve özelliği olan fuarlarda üretim ve tüketim aşamalarında birçok insanın daha da bilinçlenmesine yardımcı oluyor. Hele de bu gibi fuarlarda ürettikleri ürünler hakkında bilgi paylaşımında yardımcı olan işinin bilincinde ve bilgisine sahip kişilerde olunca gezmenin yanında bol bilgilenme de oluyor.
Bu fuarda da doğal üretim aşamalarında kullanılan her tip gübre, besleyici katkılar, kullanılan ve kullanılması gereken teknik malzemeler, çeşitli verimli tohum ve fideler, ekolojik üretim ürünleri sergilenmişti.

Bunun yanında kamuya ait bazı kuruluşlarda vardı ki bunların yıllar boyu ülkenin tarımsal üretimlerinde yadsınamayacak katkıları olmuştur.
Bafra ilçesinde yeni kurulmuş olan salça fabrikası (ki sahibinin bizi davet etmesine rağmen bir türlü gidip gezip görüntüleme fırsatımız olmadı !...) ile gene ayçiçeği yağı fabrikaları yerel girişimciliğin güzel bir örneğini sergiliyorlardı.
Günümüzde yaygın olarak görülmeye başlana kene örnekleri de bir kavanoz içinde sergileniyor, bilmeyen ve görmemiş olanlara gösteriliyordu.
Gene kamu kuruluşu olan Karaköy (Bafra yolunda) ile Gelemen TİGEM (Çarşamba yolunda) işletmeleri Samsun’a yıllar boyu epeyi katkıda bulunmuş işletmelerdi. Biz her ikisinden yol üzerinde uğrar ürünlerinden alırdık. Özellikle Gelemen TİGEM işletmesinin açmış olduğu vakıf satış yerinden epeyi yararlanmış, zaman zaman hafta sonları gider, hem alışveriş yapar hem de gözlemelerinden yer ve ayranından içerdik.
Bu fuarı gezerken de işletme müdür yardımcısı sayın Gürsel Gökkaya ve çalışan elemanlarından bir grubu orada gördük, geçmiş yad ettik, sohbet ettik, ayranından içtik.

22 Temmuz 2008 Salı

Yazlık Bahçe 2.inci Bölüm

Yazlık Bahçe 2.inci Bölüm

Dün hava çok sıcak olmasından dolayı yazlığa denize gidelim istedik. Yazlık biraz şehrin dışında olduğundan, her zaman gidemiyoruz. Bu seferde yol üzerindeki arkadaşlara da uğradık. Sabah keyfini sohbetlerimizi yaparak, özlem gidererek, anıları paylaşarak giderdik…
Oradan da doğru yazlığa bahçeye… Deniz oldukça güzeldi, sıcaklığın etkisi ile de doluydu.
Bizimkiler balığı çok severler, bu seferde kayınpeder nerden bulduysa çupra bulmuş. Hemen kayınvalide ile hanım mutfakta balığı pişirdiler bizlere de hakkından gelmek kaldı…
Bahçeye gelince;
Bir arkadaşımızdan bulduğum dikensiz böğürtlen köklenmiş, yerini sevmiş ve meyvelenmeye başlamıştı. Yan kısmına ekilmiş olan kırmızı dut eksik kalır mı o da bir adam boyu olmuş ve de meyve vermeye başlamış… Tadına baktık ki, çok nefisti…
Kabaklarımız ise epeyi büyümüş koskocaman olmuştu. Hemen birkaç tanesi kesildi, önümüzdeki günlerde de soframızı şenlendireceği kesin..
Salatalar ise büyümeye başlamış, uçlarındaki çiçekleri ile albeni ye diye dallarında asılı duruyorlardı…
Domatesler büyümeye başlamış ama kızarmaları için zamana ihtiyaçları var. Büyük ihtimalle önümüzdeki haftaya kızarmış olanlarını yemeye başlarız.
Çarliston biberler, dolmalık biberler, sofralık ince kıl biberler büyümüştü, hemen bir tabak toplayıp ekmek peynir yanında götürdük.
Diğer tarafta taze yeşil fasulyeler ise sıra sıra olmuşlardı. Geç şeftalilerde büyümeye ve etlenmeye başlamışlar. Mısırlar ise adam boyuna ulaşıp püsküllerini dışarılara kadar çıkartmış içlerini doldurmaya başlamışlar…
Çiçeklenmeden sonra yeşil zeytinlerde yavaş yavaş dalları doldurmaya başlamışlar.
Ekşi elmaları da unutmayalım, zira yenmeye başlandığında kıtır kıtır kekrem tadı insanın damağında kendine yer ediyor…
Erik ağacı ilk eriklerini verdiğinde yeşil can erik olarak yiyoruz, zaman içinde yumuşamaya başlıyor, dallar artık çekmemeye başladığında toplanıp ondan da erik şerbeti yapılıyor, yaz sıcağında soğuk içildiğinde çok makbule geçiyor. Toplanılmayanları dalında kalanları ise, resimdeki gibi kuşlar didikliyorlar…
Bahçe sulanmaya başladığında ise günün sıcaklığından minik serçeler gelmeye ve suda yıkanmaya baladılar, onları ürkütmeden çekebildiğim birkaç resmi de ekledik…
Ve benim çok sevdiğim bir tat….
Yeni yeni olmaya başlayan KORUK’lar.. Yani olmamış üzümler… Ben koruk suyunu çok severim, salatalarda nar ekşisi ile birlikte çorbalarda, hele de bamya yemeğinde…
O nedenle bu zamanlarda toplayıp suyunu sıkıp kaynatıp buzluklarda dondurup küpler halinde buzdolabı torbalarına doldurup dondurucuya koyup lazım olduğunda kullanırız…
Bütün bu bahçe, kayınpeder ile kayınvalidenin el emeği ve alın teri ile uğraşıp, doğal şartlarda hormonsuz, kimyasal gübre kullanmadan elde ettikleri ürünlerle dolu…
İşte o resimler…


21 Temmuz 2008 Pazartesi

Yazlık Bahçe 1.inci Bölüm

Yazlık Bahçe 1.inci Bölüm

Bu sene ocak ayının sonuna doğru bahçeyi elden geçiren kayınpeder ile kayınvalide, yer yer ocaklar yaparak domates, biber ve çeşitlerini, nane, maydanoz, tere, roka, ısırgan, kabakları ekmişlerdi.
Asmanın bakımı yapılmıştı ki kayınpeder kimseye bırakmaz maşallah. Asma üzümleri iki çeşit hem beyaz hem de kırmızı üzüm veriyor.
Bir ay kadar sonra ise bahçe kendini toplamaya başlamıştı. Kabaklar çiçeklenmeye başlamış, ufaktan da büyümeye başlamışlardı. İşte tam bu zamanda da kabak çiçeği dolması yapma zamanı…
Asmalarda küçük küçük danelenmeye başlamışlardı.
Erken cins şeftali ise bayağı ele gelecek kadar olmuştu.
Yazlık bahçenin erken halinden görünümleri şimdi, bir sonrakinde ise şimdiki halini ise gelecek yazıda paylaşalım…