SEYYAH & SOFRAM...
18 Haziran 2010 Cuma
Batık Şehir - Kekova adası
Ziyaretçilerin çoğu bu bölgeye Batık Şehir'i görmek üzere gelir. Burası Kekova adası üzerinde bulunan ve sulara gömülmüş antik bir şehirdir. Küçük bir kayıkla Kekova adasının kıyılarından geçerken kıyıda ve hemen altınızda, suyun dibindeki şehrin kalıntılarını izlersiniz.
Kekova Adası önünüzde büyümeye başlar. Kuzey kıyılarında antik ismiyle Dolikisthe (Dolchiste), popüler ismiyle `batık şehir', yüzemeseler ve dalamalarsa da ziyaretçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Meraklı gezginler, eğer deniz süt limansa antik şehrin su altındaki izlerini görebiliyorlar. Bir zamanlar yoğun keklik barındırması nedeniyle keklik adası anlamında Kakava-Kekyova denilen adaya şimdiki haritalarda Geyikova adı verilmiş.
16 Haziran 2010 Çarşamba
Burç kalesi
Bir başka güzel koy, Burç da Üçağız'dan kayıkla yarım saat uzaklıktadır. Bir yeraltı kaynağından soğuk tatlı su karışan bu güzel koyda kendinizi turkuaz renkli sulara bırakıp yüzmenin keyfini yaşayın. Hemen tepede koya bu ismi veren küçük bir kale yer alır. İşte o kale..
14 Haziran 2010 Pazartesi
Merhabalar … Finike Tekne Turu - Deniz solucanı
En son Finike’de konakladığımız oteli ekledikten sonra, bilgisayarımızda meydana gelen bir arıza ile önce monitörümüzün ekran kartı yandı. Yeni monitör aldık bu sefer de hard diskler de sıkıntı oldu. Hadi onları çözdük bu sefer içindeki bilgileri kurtarmaya uğraştık.
Tabi bu arada bizde boş duramadık… Amasya ve etrafındaki bazı kaplıcaları dolaştık.
Çevremizde Kızılırmak deltasını ve Kuş Cenneti’ni, Ayvacık ve barajlarını, Asarcık ilçesini. Kavak ilçesindeki tarihi Kurt Köprüsünü, Tekkeköy Mağaraları ve Kabaceviz Şelalesi’ni, çevre köylerinin doğal ve tarihi yerlerini gezdik.
Fırsat bulduk Eskişehir’i de görme şansımız oldu.
Birkaç defa gerek sağlık kontrolü gerekse şahsi işlerimizden dolayı Ankara’ya gittik. Günübirlik Beypazarı’nı da ziyaret ettik.
Bu arada gene bir Antakya ve Halep gezimiz oldu.
Kısaca, bir yandan bilgisayarı adam etmeye çalışırken bir yandan da bol bol gezip bilgi ve görgümüzü arttırırken, fotoğraf arşivimizde iyice çoğaldı. Bakalım bunları nasıl paylaşacağız.
Bizleri arayıp, sağlığımızı merak edip soran, gerek telefonla gerekse mailleri ile selam ve sevgilerini bırakan tüm gönül dostlarına içten teşekkürlerimizi sunuyor, sizleri sizler kadar özlediğimizi, inşallah, tekrar ara vermeden birlikte olmaya çalışacağımızı bildirmek istiyoruz.
Sağlıkla, sağlıcakla ve sevgiyle kalınız… SeyyAh & Sofram
Finike Tekne Turu - Deniz solucanı
Bu vesile ile ara verdiğimiz yerden tekne turumuz esnasında karşılaştığımız Kırmızı Deniz Solucanı hakkındaki görüntüleri paylaşalım…
NOT:
Kırmızı Deniz Solucanı
RIFTIA PACHYPTILA
Riftia pachyptila, derin deniz diplerinde yaşayan bir solucandır ve en ilginç yanı sindirim sisteminin olmayışıdır. Ayrıca çok ilginç bir beslenme şekli vardır. Riftia'nın gövde boşluğunu dolduran dokunun, aslında kükürt kristallerine yapışmış hücre içi bakteri yığınları olduğu anlaşılmıştır. Bu bakterilerle solucan arasında çok iyi bir işbirliği vardır. Solucanın solungaçları ile aldığı sıvı, kükürt ve oksijence zengindir. Bu maddeler kan yoluyla gelerek solucanın vücudundaki bakterilerin organik bileşikler yapmasını sağlar. Solucan besin olarak bu organik maddeleri kullanır. Solucanın karbondioksit, azotlu maddeler vs. gibi metabolizma artıkları da tekrar bakterilerce alınarak besine çevrilir.
30 Aralık 2009 Çarşamba
Finike’de Otel ve konaklama…
Uzun ve yorucu bir günün sonunda ulaştığımız Finike’de konaklamak istedik. Limanında, parkında ve şehir içinde biraz dolaştıktan sonra sahil yolundan ileri doğru giderken, yolun sal tarafında birçok otel, motel ve konaklama yerlerinin olduğunu görüp hangisi acaba diye kararsız kaldık. Birde baktık ki yolun son kısımlarına doğru konaklama yerleri kalmaz oldu. Arabada herkesin beklentisi ayrı olunca hepsini içeren bir otel için bakarken bu oteli ( Hotel Anadolu ) gördük. Yorgunluktan gidecek halde kalmayınca şansımızı deneyelim dedik.
Daha önce yaşadıklarımızı da göz önüne alınca ne kaybederiz ki dedik.
Girip konuştuğumuz otel sahibinin yaklaşımı, konaklama ücretin (Kaş ve Fethiye’de bir kişi için istenen ücrete 4 kişi ve yarım pansiyon), verdiği hizmetleri de dinleyince (internet kızlarımızın öncelikli tercihi oldu!) hiç olmazsa bir gece kalalım dedik. Bir gecelik diye girdiğimiz otelde 5 gün kaldık !..
Bahçe içinde sessiz sakin aile işletmesi olan bir yer. Akşam yemekleri ve sabah kahvaltısı dahil kaldığımız otelde ağız tadına uygun ev yemekleri ayarında menü vardı. Yolun karşı kısmında kendine ait plajının da olduğunu öğrenince konaklama zamanımız uzadı.
Otel sahibinin hanım kızı ile bizim kızlarımız da anlaşınca, hele üstüne bizlere bir de mavi tur ayarlamaları ile kalma süremizi gönüllü uzattığımız otelden görüntüler…
28 Aralık 2009 Pazartesi
Finike yolu - İotape (Aytap) Antik Kenti
İotape (Aytap) Antik Kenti
Köyceğiz, Fethiye, Patara ve Kaş’ı gezdikten sonra Finike’ye doğru yol almaya başladık. Her zaman olduğu gibi bir yandan etrafı seyredip ilginç değişik yer ve görüntü gördüğümüzde de durup resimleyerek giderken, bir virajı döndüğümüzde hemen yolun sağ tarafında bulunan eski yıkıntılar ilgimiz çekti.
Yol hemen kalıntıların ortasında geçiyordu. Herhangi bir isim ve ne olduğunu belirten levha da olmayınca iyice meraklandık. Orada bulunan bir çobana sorsak ta açıklayıcı bilgi edinemedik.
Denizin hemen dibinde bir koyun etrafında bulunan antik kent kalıntıları, yer yer yıkıntı halinde yer yer bazı yapısal bütünlüğü kalmış buluntular ilgi çekiciydi. Meğer burası antik bir Roma kent kalıntılarıymış.
İki taraflı olan aşağı doğru az çok dik sayılabilecek eğimli koyun denizinde bulunan küçük kumsalda, ki antik bir limanmış, piknik yapan ve yüzen birkaç aile de vardı.
Görüp resimlediğim tapınak yapı aslında bir bazilika kalıntısıymış. Ayrıca karşı yamaçta görülen mezar yapılar bir nekropol kalıntılarını andırıyordu.
Bunları ancak dikkatli, yavaş ve etrafı seyrederek giderken görebileceğinizi hatırlatarak elde döndükten sonra internette yaptığımız aramada zar zor bulabildiklerimizi de sizlerle paylaşalım.
**
Iotape (Aytap) Antik Şehir
İotape Alanya'nın çevresinde bulunan bir antik şehirdir. Bu yer şehirden yaklaşık olarak 33 km uzaklıktadır. Sahil yolundan gidildiğinde Gazipaşa tarafındadır. Yol bu antik şehri ikiye bölmektedir. Bu yüzden direk olarak cadde üzerinden gidilmesi gerekmektedir. Bu çok farklı bir alanda, denize çok yakın kurulmuştur. Körfez yakınlarındadır.
İki bölümden oluşan bir şehir batı ve doğu kısımlarına ayrılmıştır.
Bu alanlardan hemen sonra eski şehre doğru yol açılmaktadır. Burada Bizanslıların ve Romalıların uygarlık kalıntıları bulunmaktadır. Bu yere adını veren Kral Antiochus (38-72 milattan önce) karısının adını "İotape" vermiştir. Ayrıca bu şehir (98-117 milattan önce) Kaiser Trajan olarak (253-260 milattan önce) yıllarına kadar var olmuştur. Ayrıca o devirlerden kalma paraların üzerinde bir tarafında Kaisers diğer tarafında ise Tanrı Apollo ve tanrıça Tyche yer almaktadır. Yakınlarına ise daha sonraları Akropolis eski kent kurulmuştur.
Tabi ki bu yerler zamanla yıpranmış ve yüzey kısmında pek fazla bir kalıntıya rastlanılmamaktadır. Ama ki bir çok eser buradan çıkartıldıktan sona müzeye teslim edilmiştir, ve orada sergilenmek üzere yerlerini almışlardır.
Vadide
Vadi içerisinde Akropolis kenti alanında eski bir yol bulunmaktadır. Bu yol üzerindeki bazı eserler gösteriyor ki bu yol üzerinde bir çok heykelin bulunduğunu ve bu yolun önemli bir yol olduğunu. Burada yer alan yazıtlara bakarak Latope şehrinde yaşayan bir çok sporcuyu askerleri görmek mümkündür. Bu bölgeler Akropolis'in doğusunda yuvarlak bir bölgede bulunmaktadır.
Gözle görülen birinci bina Basilika'dır. Güney tarafı caddeye bakmaktadır.Basilika 3 gemili köşeli bir binadır.Bu yerin yapımında yanmış tuğla ve harç kullanılmıştır. Ayrı bir bina olan kilise binası Basilika'nın kuzey kısmında inşa edilmiştir. Bu kilisenin iki girişi bulunmaktadır. Bir hücre içerisinde Aios Georgios'un fresti bulunmaktadır. Maalesef bu Fresko büyük zarar görmüştür.
Bu bölgenim hemen yanında başka bir yapı açık hamam şeklinde inşa edilmiş bir yapı bulunmaktadır. Hamamın su sistemini bugün bile görmek mümkündür.
Araştırmalara göre bu suyun ana kanal yolu ile taş borulardan denize aktığı sanılmaktadır. İçme suyu ise sarnıçlardan sağlanmaktaymış. Gazipaşa yol üzerinde bir tapınak görebilirsiniz. Bu tapınak 8X12,5 büyüklüğünde bir platformdur. Yazıtlarda yer aldığına göre bu yer milattan sonra 111 ile 114 yılları arasında yapılmıştır. Bu alanda birçok mezar bulunmaktadır. İotape'nin Nekropolis'i kuzeyde ve doğuda tepe üzerinde bulunmaktadır. Birçok mezar muz ağaçlarından dolayı zarar görmüştür. Fakat bazı mezarlar halen yeryüzünde kalmayı başarmıştır. Hereon'un mezarının yanında değişik türde mezarlıklar bulunmaktadır. Bu yeri gündüz gözüyle güneşli bir havada ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.
26 Aralık 2009 Cumartesi
Kaş ve Likya kaya mezarları
Antiphellos antik kenti üzerine kurulmuş olan Kaş'ta kentin içindeki tarihi kalıntılar gündelik hayatın bir parçası olmuş.
**
Arkeolojik buluntularla kanıtlanan Habesos adı, antik kentin en eski adıdır. Antik kent tarihte Antiphellos ismi ile anılmıştır. Karia ve Likya Bölgeleri arasındaki bağlantıyı sağlayan yolların kesişme noktasında bulunan Antiphellos, aynı zamanda bir ticaret limanıdır. Makedonya Kralı Büyük Iskender'in, Anadolu seferi sırasında, Kralliğın egemenliği altına girmiştir. İskender'in genç yaşta ölümünden sonra bölge, Seleukoslar'la Ptolemaioslar arasında el değiştirmiştir.
Antik kent, Roma Dönemi'nde önem kazanmış ve Bizans Dönemi'nde Piskoposluk merkezi olmuştur. Bu dönemde Arap akınlarına uğramış daha sonra Anadolu Selçuklu topraklarına katılarak Andifli adını almıştır. Anadolu Selçuklu Devleti'nin yıkılmasını takiben Tekeoğulları Beyliği yönetimi ele geçirmiş ve Osmanlı Devleti ilçeyi Yıldırım Bayazıt zamanında topraklarına katmıştır.
24 Aralık 2009 Perşembe
Patara Antik kenti
Patara, Fethiye – Kaş yolunda, Kaş'a 41 km. mesafededir. Bütün antik devirler boyunca Lykia bölgesinin en önemli şehirlerinden biri olan Patara, kitabelerde ve sikkelerdeki yazılış şekli ile Lykia dilinde PTTARA diye geçmektedir. İskender'e kapılarını açan şehir özellikle onun halefleri zamanında deniz üssü olarak büyük önem kazanmış, M.Ö. 315'te Antigonos, 304'te de Demetrios tarafından işgal edilmiştir. Daha sonra Ptolemaios'ların eline geçen şehrin bu dönemdeki adı Arsinoe'dir. M.Ö. 190’da ise III. Antiochos tarafından alınmıştır.
Lykia Birliği sırasında metropolis durumunda olan Patara üç oy hakkına sahipti ve birlik toplantıları çoğu kez burada yapılıyordu. Roma İmparatoru Hadrianus da karısı ile birlikte bir müddet burada kalmıştır. Noel Baba'nın (Myralı Saint Nicholas) doğum yeri olan kent Bizans egemenliği sırasında hâlâ bir liman kentiydi. Şehir büyük bir ticaret merkezi olmasının yanı sıra Apollon kehanet merkezi olarak da önem taşımakta idi.
Kalıntılar arasında M.S. 2. yüzyıl başlarına tarihlenen giriş kapısı ve çevresindeki çok sayıdaki Roma dönemi lahitleri, dikkati çekmektedir. Ayrıca kentte Vespasianus’a ithaf edilen hamam, bir tiyatro binası, Hadrianus Granarium’u gibi kalıntılar görülmektedir.
